Haydanlıya hayranım
Göksun/Doğankonak köyü

Ver Müjdeyi al Bahsisi

VER MÜJDEYİ AL BAHŞİŞİ……5374627946
 
1987 senesinin henüz başındayız.ocak ayını ortaları.15 tatile de yeni girmiştik.
Tatil demek eğlenmek demek,dinlenmek demekti biz öğrenciler için.karda kızaklarla kayar,damdan dama atlar , evlerin kenarında biriken yüksek karların üzerine Cüneyt abimiz gibi uçar, bacaların üzerinde bilye oynardık.bazen bir araya gelir kardan adam yapıp kartopu oynardık.bazen de harmanlara gider karlar üzerinde fener bahçe Galatasaray maçı oynardık. bu arada öğretmenimiz tatil için ödev vermişse onları da unutmadan yapmaya çalışırdık.

Bu seneki 15 tatil başka tatildi bizim için.Ailemizin en büyüğü büyük abim karar almış nişanlanıp evlenmek için.Onun kızı olmaz,şunun kızı olmaz derken sonunda amcamız Duran Sezer’in kızı Emine ile nişanlanmaya karar vermişti.
Aile erkanı toplanır karar alırlar.Madem oldu olacak okullarda tatile girmişken haber salalım tüm yakın akrabalar da gelsinler.Bir kahve içelim,tatlısını yiyelim ki tüm köylü nişanlandıklarını duysun.
Ev ev gezip komşuları hayırlı iş için davet etmiştim. Tüm hazırlıklar yapılmıştı.
Lokumlar,bisküviler,meşrubatlar ve çerezler önceden alınmıştı.
Dayımlarda Kayseri’den gelmişlerdi.
Akşam 7-8 civarlarında kalabalık bir şekilde amcamların evine gittik.Kız istenildi,hayırlıysa olsun sizin oğlunuzdan iyisine mi vereceğiz demişler. Bu arada abimde askerliğini yapmış, operatör olarak İstanbul’da çalışmakta.Artık yüzükler takılıp dualar yapılacaktı.
 
Dayım İsa Işık bu müjdeli haberi bizim evde bekleyenlere ulaştırmam için beni eve salarken: Yeğenim evinize git orada oturanlara bekleyenlere de ki hayırlı işimiz oldu sizi bekliyorlar.
Bende: Tamam dayı çabucak gider söylerim dedim.
Bir sevinç bir sevinç var ki yaşamanızı ve görmenizi isterdim.
Ne de olsa ailemizin en büyüğü abimiz nişanlanıyordu!
 
Koşarak eve gidiyordum.Bizim sırtın tepesi dediğimiz bir yer var Resul Sezer’in (Çürük Resulün) evinin yanı.Tam orya geldiğimde yüzü koyun kolumun üzerine düştüm.Düşüş o düşüş.Ah anam of anam desem de sesimi duyan yok! Canım acıdıkça bağırıyordum.Kalktım kendi halimle usul usul evimize gittim.Zor gücele kapıyı açıp içeri girmeyi başarmıştım.İçeride davet ettiğimiz hayırlı işimiz için gelen komşular oturuyorlardı.
 
Dayım Cemil Işık beni görünce: hayırdır yeğenin ne oldu sana,nedir bu halin? Dedi.
Bende: İşimiz tamamdır kızı verdiler,kahve için nişan için sizi oraya bekliyorlar dedim.
Dayım : yeğenim böylesi güzel haber kalabalığa bağırarak söylenir ki müjden karşılığında bahşiş versinler.
Bense: Ya dayı müjdeden,haberden,bahşişten vaz geçtim benim kol gitti kol.
 
Çok şükür ki kırıldı zannettiğim kol incinmiş, zedelenmişti.
 
Kimi tatlı yedi tatlı konuştu nişanlanıp erdi muradına…
Kimide polyanacılık yapıp, şükretti kolunun kırılmadığına.
Bizim bahşiş alma sevdamız da kalmış oldu başka baharlara…

Yazan: aziz AKBAL
12 Şubat 2010 Felahiye-Kayseri
 
 
 

 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol