Yetim Cocuk

İlk okul 4.sınıfa gidiyordum. Yıl 1987…Göksun kaymakamlığı tarafından bir yardım kampanyası düzenlenmiş amaç köydeki tüm fakir fukara yetim ve ihtiyaç sahibi çocuklara giyim ve kırtasiye yardımı yapabilmek.Bütün sınıflar tek sınıfta toplandı.görevliler,öğretmenimiz Yaşar Duran ve köyümüzün muhtarı Lütfü Kocakaya da tam kadro sınıfta yerlerini aldılar.
Önceden hazırlanmış listeler isim isim okunuyor sırası gelen tahtaya çıkıyor kimi giyim yardımı kimi kırtasiye yardımı alarak sevinçle yerlerine oturuyorlardı.
Bende sıramda sabırsızlıkla büyük heyecanla bekliyorum acaba sıra bana ne zaman gelecek hangi arkadaştan sonra çağıracaklar diye.
Kalbimin atışları iyice hızlanmıştı ki Yaşar öğretmenimiz şimdilik bu kadar çocuklar dedi ve ardından teneffüs zili çalıverdi.
Teneffüste derin derin düşündüm niçin bana bir şeyler vermediler?
Neden benim gönlümü almadılar? Öğretmenime de sitem etmiştim çünkü yetimdim,öksüzdüm..
Oysa diğer arkadaşların babaları hayatta kardeşleri çalışıyor en azından bir gelirleri vardı.
Ders zili çalınca içeriye yeniden girdik.Herkes sıralarına oturuverdi.Yaşar öğretmenimiz bir ileri bi geri gezinirken aniden beni gördü ve yanıma geldi.
Ya Azizciğim sen burada mıydın ?biz seni unuttuk,göremedik!
Halbu ki sınıfın en çalışkan en başarılı öğrencilerindendim.
Buna rağmen beni liste dışı bırakmış fakiri-yetimi unutmuştu.
Çekmecesinden çıkarıp bir adet küçük altı renkli boyama kalemlerinden hediye etti.
Neyse bununla idare et dedi.
Bense sevinçten uçuyordum. Ooo hocam beni nihayet gördü fakir ve yetim olduğumu anladı. Bunada şükür dedim içimden.
Anlaşılan hocanın da jetonları sonradan düşmüştü ama işi işten geçmişti demiri tavındayken dövmek gerekirdi.
Öğlen paydosunda eve gelmiştim.Sevinçle anneme seslendim.Anne bu gün kaymakamlıktan geldiler herkese yardım yaptılar banda renkli küçük boyama kalemlerinden verdiler.
Annem üzüldü,şaşırdı,celallendi.
Allah belalarını vermesin! Yardımları başlarına çalınsın! Komşuların çocuklarına şu yağmurda çamur da çizmeler ,ayakkabılar,montlar,çantalar verilirken sana vere vere bunumu verdiler!
Bu mudur onların yetim anlayışı fakire yarım anlayışı?
Annem haykırmasında sonuna kadar haklıydı. Çünkü dağıtım adil değildi,listeler adil hazırlanmamıştı?
Peki siz olsaydınız sizin anneniz olsaydı ne yapardı nasıl tepki verirdi?
Günümüzde aş evlerinde,yeşil kart dağıtımında,kömür dağıtımında, bursların verilmesinde,giyim ve kırtasiye dağıtımlarında bu yardımlar neye,kime ve nasıl yapılıyor sizce sorgulamamız gerekmez mi?
Her yardımda aynı hatalar tekrar edilmekte asıl ihtiyaç sahipleri kıyıda köşede unutulmaktadır.
Ve yetimler umutla kendilerine uzanacak bir yardım elini beklemektedir.
Dua edelim Allah’ım sen “Veren el”leri çoğalt. Sen “kimse Yok mu” diyenleri kimsesizlere sahip çıktığı sürece sayıca artır.
“Birinden iyilik gören hiç unutmamalı, iyilik yapanda bunu hiç hatırlamamalıdır”. Charron
Yazan:aziz AKBAL
12 Şubat 2010 Felahiye-Kayseri